Türkiye siyasetinde kadının ‘yeri’: ‘Seçmen, kadın siyasetçi algısında siyasi partilerin çok önünde’

Türkiye siyasetinde kadının ‘yeri’: ‘Seçmen, kadın siyasetçi algısında siyasi partilerin çok önünde’

26 Kasım 2022
Makaleler

Türkiye siyasetinde kadının ‘yeri’: ‘Seçmen, kadın siyasetçi algısında siyasi partilerin çok önünde’

Ben Seçerim Derneği Başkanı Nilden Beyazıt, Artı Gerçek’in sorularını yanıtladı. Beyazıt, “Araştırmalarımız gösterdi ki; seçmen, kadın siyasetçi görmek istiyor, bu konudaki görüşü net" diyor.

Seda TAŞKIN

ANKARA- Türkiye’de siyaset, 'erkek işi' olarak görülüyor, kadınlar bu alandan özellikle dışarıya itilmeye çalışılıyor. Halihazırda siyaset içinde olan kadınlar da erkek siyasetçilerle türlü savaşlar veriyor. Kadınların siyasi katılımının önemine rağmen eşit ve nitelikli temsilden bahsetmek mümkün değil. Bunun temel sebebi kadınların önünde bir dizi engelin olması.

Bir yılı aşkın bir süre önce kurulan Ben Seçerim Derneği’nin “Türkiye’de Kadın Siyasetçi Algısı Araştırmasına” göre seçmenin yüzde 43’ü kadınların siyasette yeteri kadar var olmamasının nedenini siyasi partilere bağlıyor. Yine yapılan anket sonucunda, toplum kadın adaya hazırken siyasi partilerin bu konuda hazır olmadığının da altını çiziyor.

Siyasetçi, akademisyen ve hukukçu kadınlar tarafından kurulan Ben Seçerim Derneği, kadın siyasetçilere ilişkin çok sayıda anket ve çalışma düzenliyor. Ben Seçerim Derneği Başkanı Nilden Beyazıt ile Türkiye’de kadınların siyasetteki yerini, karşılaştıkları engelleri, bu engellerin nasıl ortadan kalkacağını ve yaptıkları saha çalışmalarının detaylarını konuştuk.

-Eski bir siyasetçi olarak şu an Ben Seçerim Derneği’nde çalışmalar yürütüyorsunuz. Bu dernek hangi ihtiyaçlardan doğdu, derneğin hedeflerinde neler var?

Ben Seçerim Derneği, 2021 yılında bir grup akademisyen ve siyasetçi kadının bir araya gelmesiyle, siyasette kadın olarak yaşadığımız pratik adaylaşma sorunlarının çözülmesi, bunların kamuoyuna gösterilmesi ve sorunların ortadan kalkması için gereken sivil dayanışma ihtiyacını karşılamak amacıyla kuruldu.

Sorun basit; kadın siyasetçi ve siyasete girmek isteyen kadın sayısı az değil; üstelik KONDA Araştırma ile yaptığımız “Türkiye’de Kadın Siyasetçi Algısı Araştırması” gösterdi ki seçmen, kadın siyasetçi görmek istiyor, bu konudaki görüşü net. Dolayısıyla bu sorunun kamuoyuna taşınması ve toplumsal cinsiyet eşitliğini, özellikle demokrasi derdinde olan siyasi partilerin içselleştirmesi gerekiyor. Dahası, siyasi partilerin kadın ve genç sorununu çözmeden toplumu ve seçmeni etkileyemeyeceği açık. Bunu, elimizdeki veriler ve saha çalışmalarından elde ettiğimiz sonuçlarla beraber kamuoyu ve tüm siyasi partilerle paylaşıyoruz. Ancak şu net; seçmen, kadın siyasetçi algısında siyasi partilerin çok önünde.

‘KADINLARI KARAR VERİCİ MEKANIZMALARA SOKMAK HEDEFİNDEYİZ’

Bu doğrultuda Dernek kendine net hedefler koydu: Demokrasi ve eşitliği içselleştirmiş 5 kadın milletvekili adayını 5 muhalefet partisinden Meclis’e girebilecek sıralara sokacağız. Bu aşamada Dernek gerek web sitemize yapılan başvurulardan, gerekse 1 sene içinde yaptığımız saha çalışmalarından tanıdığımız ve partisinin o bölgede oyunu yükseltebileceğini gördüğümüz kadınları karar verici mekanizmalara sokmak için bir hedef koydu.

Ben Seçerim Derneği Başkanı Nilden Beyazıt.

Türkiye siyasetinde kadınların etkin olmasına engel olan eksiklik ya da fazlalık nedir?

Eksiklik mi fazlalık mı bilmiyorum, ama tek engel siyasi parti yönetimleri. Üstelik bunu da biz söylemiyoruz, seçmen söylüyor. Türkiye’de Kadın Siyasetçi Algısı Araştırmamızın önemli çıktılarından biri şu: Seçmenin yüzde 43’ünün kadınların siyasette yeteri kadar olmamasının nedenini siyasi partilere bağlıyor. Bunun çok önemli bir oran olduğunu görüyoruz. Bekir Ağırdır’ın araştırmamızla ilgili yaptığı yorumu rahatlıkla tekrar edebilirim: Toplum kadın siyasetçiye fazlasıyla hazır, ancak siyasi kurum ve kurullar buna hazır değiller.

Meclis aritmetiğinde kadın vekil sayısı daha yüksek olsaydı sizce İstanbul Sözleşmesi’nden hükümet bu kadar kolay çekilebilir miydi?

Muhtemelen çekilemezdi. Ancak Ben Seçerim Derneği olarak her ne kadar kota konusunda hassas olsak da kotanın “kadın sorunlarını siyasette çözebilecek tek konu” olduğunu düşünmüyoruz. Kadın siyasetçilerin aynı zamanda kadın ve çevre konusunda duyarlı olmalarını istiyoruz. Aynı anda pek çok kadın vekilin İstanbul Sözleşmesi’ni gündemde tutuyor olması hem siyasi partilerin politikalarını hem de hükümetin tutumunu değiştirebilirdi. Hala değiştirebilir.

‘TÜRKİYE’DE SADECE 2 KADIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI VAR’

Türkiye’nin başkentinde büyükşehir belediyesi dahil 26 belediyeden sadece birinde kadın belediye başkanı (Akyurt Belediye Başkanı Hilal Ayık) bulunmasını merkezi siyasetin dışında yerel yönetimler ve kadın temsiliyeti açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yerel yönetimlerde kadın temsiliyeti çok daha kötü durumda. Sadece Ankara değil, mesela İstanbul Belediye Başkanlığı’nı alan CHP, 39 ilçede sadece 1 kadın belediye başkan adayı gösterdi, onu da seçilemeyecek yerden. TBMM‘de kadın vekil sayısı yüzde 17 ( bunun cezaevinde olan HDP’li kadın vekiller çıkınca yüzde 15 olduğunu düşünüyoruz), ancak Belediye Başkan sayısı Türkiye genelinde yüzde 2.

Şu an Türkiye’de sadece 2 kadın büyükşehir belediye başkanı var. Oysa kadınlar yerel yönetimlerde çok etkinler. Özellikle çevre sorunlarının yaşandığı bölgelerde eylem yapan, konuya dikkat çeken kesimin yöredeki kadınlar olduğunu görüyoruz. Bu kadınların siyaseten aktif olmaları gerekiyor. Biz, genel seçimlere paralel olarak yerel seçimlere de hazırlanıyoruz. Şimdiden birkaç bölge için adaylarımız belli. Muazzam kadın belediye başkan adayı profilleri görüyoruz. Varlar ve seçilecekler.

Ekim ayında yayınladığınız anket sonuçlarına göre toplumun yüzde 40'ı siyasi partilerin kadın erkek eşitliği konusundaki duruşunu başarılı bulmuyor. Öte yandan toplumun neredeyse yüzde 69'u ailelerinden bir kadının siyasete katılmasına destek vereceğini söylerken, yüzde 19'u desteklemem ama itiraz da etmem diyor. Yani toplumun yüzde 88'i ailesinden bir kadının siyasette etkin rol oynamasına sıcak bakıyor. Buna rağmen siyasi partilerin bu konuda iyi bir sınav vermediği görülüyor. Partiler bu konuda toplumun gerisinde diyebilir miyiz, neden?

Şunu net söyleyebiliriz; seçmen, hangi parti aidiyeti olursa olsun değişim istiyor, buna ihtiyacı var ve bunu gösterecek partiyi bulmaya çalışıyor (bu özellikle yüzde 30’u bulan kararsız seçmen için de geçerli). Algısal olarak göremediği, bilmediği kadın siyasetçi onun için değişimi simgeliyor. Yukarıda da belirttiğim gibi siyasi partiler, muhtemelen doğru araştırmalar yapmadığı veya sahaya tam hâkim olamadıkları için bu değişimi görmüyorlar. Görmek istemediklerini düşünmek istemiyoruz elbette.

‘KADIN SEÇMENİN ÇOĞUNLUĞU KENDİNİ CİNSİYET ÜZERİNDEN TANIMLIYOR’

Bu görüşümüzü, muhafazakarlık üzerinden de okuyabiliriz. Kadın seçmenin çoğunluğu (yüzde 40) kendini cinsiyeti üzerinden tanımlıyor. En yüksek oran 14 sene evvel yüzde 42 ile dini inançtı. Bugün dini inancı üzerinden tanımlama oranı yüzde 32.

Kararsız seçmene yönelik başka bir çıktı da ‘Bir partiyi yönetim kadrolarında kadınlara daha fazla yer verdiği için tercih eder misiniz?’ sorusuna kararsızların yüzde 40’ı, yani çok önemli bir bölümünün “Evet” demesi.

Özellikle siyaset yapmış derneğimizin kurucuları, “ama kadın siyasetçi yok ki” konusunun genel başkanlar nezdinde sona ermesini istiyor, çünkü doğru değil.

‘HDP HARİCİNDEKİ TÜM PARTİLER SINIFTA KALDI’

Meclisteki siyasi partilerin kadın temsiliyetine katkılarını dikkate aldığınızda her birine 10 üzerinden kaç puan verirdiniz?

HDP hariç hepsi sınıfta kalırdı şüphesiz. Bu soruda Meclis’te 1’i kadın 4 milletvekili olduğu halde TİP’i de ayrı bir yere koymak isterim, zira görüşmelerimizde önümüzdeki genel seçimlerde kadın adaylara verecekleri ağırlığı bize açıkça ifade ettiler.

Çerezler kullanıyoruz, detaylar: .